top of page

Create Your First Project

Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started

Siz.

short story, turkish

2019

Kimim ben? Kim olduğumu zannediyorum?
Alfabenin ilk harfi A’dır ve en hızlı koşan kara hayvanı saatte yüz yirmi kilometre koşabilen çitadır.
Bana niye bunları öğretmek istiyorlar?
Hakkıdır Hakka tapan— !
Günaydın sınıf, bugün nasılsınız? Sağ ol!
Ben kötü hissediyorum öğretmenim, dün annem kendini tuvalete kilitledi de.
Babamın adı neydi sahi?
Bana niye kim olduğumu öğretmek istiyorlar?
Ben bilmiyorum belki de, onlar biliyor. Onlar her daim en çok bilenlerdi ve bütün aptallık bendeydi ve asla sınavlardan yüksek not alamadım ve asla takdir belgemle koşarak babamdan yeni bir elbise yeni bir oyuncak yeni bir bisiklet isteyemedim babam da neredeydi bilmiyordum zaten babam kimdi onu da tanımıyordum zaten annem niye benim suratıma bakmıyordu annem niye benden—
Evet, evet. Doğunca bana bir kimlik verdiler. Okuyamadığım, ne olduğunu anlamadığım, zaten umurumda da olmayan bir sayı, bir isim… Zamanı geldi, umurumda olması gerekti. Okumayı öğrettiler! Ezberlemeyi de.
Kim-lik. Ne güzel kelimeler öğrendim bugün anne! Kimlik benim adım _____, soyadım ________.
Ben______. Ben______. Ben_____. Ben ben ben ben ben ben.
Her şey, herkes bir ben! Aslolan ben ise bilmiyorum! Belki de bilmek istemiyorum!
Ama bana bir hiddetle bir sinirle… eee… yani tüm nefretleriyle ama kaynar derecedeki kanları ve beyinlerindeki tüm pıhtılar ve bileklerindeki tüm bıçak izleri ile gri bedenlerinden fışkıran tüm nefretleriyle sorduklarında, daha da doğrusu bağırdıklarında benim boynumu eğmem gerekti. Cellat rahat kessin de bitsin bu kaide üstündeki çırpınma hali diye… Bazen de susmaları için uykumdan taşan kabuslarımla dolu iltihaplı gecelerde soluksuz ağlamam. Bir başıma. Kıvrılarak. Ana rahmindeki bir bebek gibi. Tüm o boğuk çığlık sesleri içinde ölü doğmak için dua eden bir bebek gibi.
Tebrikler mezun oldun. İki somun ekmek ve üç dal sigara maaşla şu tuvalet ışığı altında çalışma hakkını sana veriyoruz.
Bir şey demedim, dünya döndü galiba çokça.
Şu günlerde ise denizi izliyorum. Tam da o karanlık dalgalarının bazen şu ufak tefek çürük tekneyi suya batırıp çıkarmasını.
Nerede o eski deniz, o eski mavi, o eski şehir?
Herkes bunu soruyor.
Beyefendi, kimlik görebilir miyiz?
Tüm o silahlı adamlar bana bunu soruyor.
Kimim ben? Bir kimlik istemiyorum. Belki ben de o çürük tekne olmak istiyorum. Belki ben de batmak istiyorum. Hatta batıyorum halihazırda. Hayır, bu o kabuslarımdan değil. Sonunda gerçek!
Ardından aklıma geliyor, iğrenç bir cenaze töreninde içinden gülen insanlar vardı bu dünyada.
Tabuttaki de bendim.
Cenaze de.
Gömen de.
Öldüren de.
Kimliksiz olmak istiyordum diyorum ya neyi anlamadınız!
Cenaze falan da yoktu. Galiba biliyordunuz. Niye bana hiçbir şeyi düzgün söylemiyordunuz?
Ben bu hale nasıl geldim?
Beni
bu
hale
kimler
getirdi?



Geçen haberlerde gördüm, bir bebek ana rahminden bir tabuta doğmuş da elli sene sonra toprağa gömülmüş.

Phone

123-456-7890

Email

Follow Me

© 2025 by solaroglu.

bottom of page