Create Your First Project
Start adding your projects to your portfolio. Click on "Manage Projects" to get started
kabus
short story, turkish
2022
gregor samsa, bir sabah öldü. o kitap hiç yazılmadı. ben de hiç okumadım. hayır, yine bir gece yarısı terler içinde uyanmadım. kabuslarımdan birinde isa’yı çarmıha geriyorlardı. bir peygamber! ve onu öldüren bir kalabalık! hayır, hayır… o kabus değildi. sanırım.
özenle seçtin tüm neşterlerini, tüm kerpetenlerini. artık sapla göğsüme. tahmin edebiliyorum! bir sıcaklık, biraz alev, biraz buz. sonunda bitecek o vakit işte, tamam! balmumundan bir heykel. devlet görevlilerinin gelip bir kumaş parçasıyla üzerini örtmesini bekleyen bir heykel. devletin devlet mezarlığına devlet aracıyla devletçe götürülmeyi bekleyen devletli bir vücut. devletin devlet toprağına kanını akıtmış bir devletli. ne ayıp! atın fırına, gitsin.
ama o da haklı günün sonunda. sürekli kendini kanıtlama peşinde.
yankılar! yankılar, her yerde yankılar! her yerde yankılar var. niye hep aynı sözler aynı frekanslar aynı görüntüler aynı sizler aynı aynaların aynı yansımalarından aynı şekilde yansıyan aynı sizler aynısınız? niye aynalar hep aynı şeyleri tekrar tekrar yansıtmak zorunda? ne biçimsiz biçimsiz düzen! ayna ayna söyle şunlara var mı onlardan sahtesi şu budala dünyada!
ah aptal sarışın kız, niye her gün aynı aptal yolun aynı aptal kısmında aptalca tökezleyip duruyorsun? acaba o kafenin dönüş yolunda yani yalnız kaldığın sayılı anlardan birinde ne düşünüyorsun? yalnızlığına mı üzülüyorsun? o kafedeki arkadaşlarının yanında yüzüne kana susamış bir kene gibi yapışıp kalan sırıtma ifadesini niye bu beş dakikalık yolda takınmıyorsun?
uyandım. bağırsaklarım ağzımda. yanıp gitmiş tütün külleri önce ciğerlerimden sonra dudaklarımdan akıp gitmiş, yüzüme en cehennem sıcağı madenin en keskin kömür parçaları sürtmüş, tüm derimi soya soya soya soya soya onurlu bir devletin onurlu bayrağını çizmiş sanki. en azından tavandaki ayna bunu söylüyor bana. belki de bu sefer yalan söylüyordur, sokaktakilere özenip.
yine gevezelik ediyorum, bunu şimdi anlayabildim anca. ne diyordum? evet bir kabustu, bitti. işte o alev, buz, o yoğun kahverengi kan… saplamışsın çoktan o neşteri, ta göğsümün orta yerine sonunda! malum kabusların akıttığı terime karışıp odaya doluyor bu iğrenç kan, yakında boğulurum, yitip giderim. nefes almak her zaman bu kadar zor muydu? nihayet kararıyor şu lanet ışıklar… halbuki oda da epey büyükmüş… yüksek tavanlı, oda servisli, manzaralı filan… hangi otelin kaçıncı katıydı kaç numaralı odasıydı… köşebaşında ölen kokuşmuş evsize söyleyeyim… daha rezervasyonum…

